‘İyilik…’, asidi kaçmış kola şişesi kıvamındaki bireyin “N’aaber?” sorusuna verilen bayık cevap değildir! İyilik, insanlık sanatıdır!.. Vicdanın tonudur… Mutluluğun yoludur…

İyilik yaptığımızda ve bunun olumlu sonucunu gördüğümüzde beynimizdeki mutluluk hormonu “Dopamin nöronları” aktif hâle gelir. Allah, iyilik yapmayı emrederken beynimize bunu ödüllendiren bir sistem kurmuş… Canlı yayına bağlanıp on bin milyon bağışlamak şart değil, iyiliğin küçüğü büyüğü olmaz. Hulusi kalple, Allah rızası gözetileni olur…

İşte bu iyilik hareketlerinden birine Ş.Urfa’da katıldık. CPM Yazılım’ın Rabve Vakfı ile birlikte imza attığı “Eğitim İçin Her Şey” sosyal sorumluluk projesi kapsamında Şanlıurfa’daydık. On yedi okula ziyarette bulunduk, kışlık mont ve bot hediye ettik. Ha bir de Türkiye Çocuk dergisi. Siverek ve Suruç’ta gittiğimiz okullarla birlikte bugüne dek 10 bin mont, 33 bin kitap, 25 bin çift ayakkabı dağıtılmış oldu.

‘Eğitim için her şey’ sosyal sorumluluk projesi, her ne kadar bu konuda duyarlı olsam da, insanların ne zor şartlar altında yaşadıklarını, bizim için sıradan olan şeylerin onlar için ne kadar önemli olduğunu, bizim hiçlerimizin kimilerinin hayalleri olduğu gerçeğini tokat gibi tekrar yüzüme vurdu.

Köy okulu denince insanın aklına şöyle küçük bir sınıf, çıtır çıtır yanan soba, dışarıda kar. İçeride mutlu minikler şeklinde bir pastoral hayal geliyor. Oysa ki gerçekler o denli sevimli değildi… Rengi solmuş binalar, hatta kimi okullar lojmandan bozma odalar, ıslak mendille yaşamaya çabalayan suyu dahi olmayan okullar, dört beş kitaptan oluşan kütüphaneler, loş hatta karanlık sınıflar, sobada yanan tezeğin kesif kokusu, duvardaki mevsim cetvelinin hüznü… Tam çaresizliğe kapılacakken onları görüyorsunuz; okulun hademesi, tamircisi, boyacısı bahçıvanı, müdürü her şeyi olmuş her şart altında çırpınan idealist öğretmenleri. Ve size ışıl ışıl gözlerle bakan minik öğrencileri…

Hüzün, takdir ve umut karışımı duygulara kapılıyorsunuz. Isırık izi bol kalemleriyle yamru yumru bir şeyler yazarak ders yapan sabiler. Onların her biri kim bilir gelecekte kimleer olacaklar kimleer… Belli ki çoğu çiftçilik ya da hayvancılıkla uğraşan ailelerin bütçeleri çocuklarının hepsine soğuktan, kardan, yağmurdan ve çamurdan koruyacak bir kazak, bir palto, bir bot almaya yetmiyor… Kazaklarını üst süte giymişler, asfaltı, dahi olmayan köyün çamurlu yollarında iki kat çorap çekip terlikleriyle gidip gelmişler.

Pek tabii ki kendilerine hediye edilen palto ve botlara çok ama çok sevindiler… Parmakları dışarıda paramparça olmuş ayakkabısıyla yürümekte dahi zorlanan bir çocuğun en başarılı talebelerden biri olması, ayağına uyacak bot aranırken yüzündeki o mahcup ifadesi ve ‘ya bulunamazsa’ endişesi sadece beni değil ekipteki herkesi ağlattı. Sümüğünü çeke çeke paytak paytak gelip “vayy, bu gerçekten benim mi kii?” diye soran minik, tebessüm ettirdi, minnet borcu hissedip “dersim bozuk ama söz doktor olacağım. İstanbul’a gelip arayıp arayıp bulacağım, sana bakacağım” diyen ise akıllı bıdık ise kahkaha attırdı.

Ez cümle azizim, oralarda güzel çocuk kitapları, kokulu silgiler, janjanlı boya kalemleri hâlâ yok… Ama azimleri var umutları var. Pek tabii ki herkes okumalı ama en çok çocuklar. Ki bu çocuklar geleceğin işvereni, çiftçisi, politikacısı, bilim adamı, doktoru, hemşiresi, mühendisi… O sebeptendir ki paylaşalım, yardımlaşalım. Küçücük dünyaların kocaman mutlu olması için hepimiz katkıda bulunalım.

Zor şartlar altında yaşayan ve tek istekleri okullarına devam etmek olan çocukların hayallerini gerçekleştirmek amacıyla hayata geçirdiği “Eğitim İçin Her Şey” projesi ile su sorunu olan 25 okula su kuyusu da açan CPM Yazılımın Yönetim Kurulu Başkanı Recep Palamut 5 yılda ‘250 okul ve 100.000 öğrenciye ulaşmayı hedefliyor. Belki bizler münferit olarak bu sayıya ulaşamayabiliriz. Ancak… Hazreti İbrahim için hazırlanan ateşe ağzıyla su taşıyan karıncanın da dediği gibi; “olsun… Hiç olmazsa hangi tarafta olduğumuz belli olur”

Bu projede çoğu fotoğrafı çeken İlker Kül de eğitim gönüllülerinden biri. Kendisi, kurumsal kariyerini, evini, etiketlerini bırakıp motosikletiyle Türkiye’yi dolaşıp fotoğraf çeken; çekimlerden elde ettiği gelirle yardım paketleri hazırlayıp yine motoruyla Anadolu’daki köy okullarını dolaşıp, çocuklara ulaştıran 1000 Motorcu 1000 Çocuk Projesi’nin sahibi.

Diyeceğim o ki; o dergiler, kitaplar evin bir köşesinde tozlanacağına, oradaki miniklerin ellerinde tekrar parlasın… Yeni alacağımız yahut, kullanmadığınız ama kullanılabilir durumdaki kıyafet, ayakkabılar üzerlerinde güzel günlerde paralansın… Kalemliğinizde süs olarak duran kalemleri toplayın bu çocuklara hediye edin… Bu hafta sonu dışarıda yemeyin ve sadece bu tutara denk gelen eğitim bursunu verin. Çayınızı da evde yüzünde gülücükler açan küçük çocukları mutlu etmenizin gururuyla için…

Anlamsız kavgaların, türlü hinliklerin hesapların yapıldığı günümüzde geleceğimiz için erdemli bir nesil yetiştirmek için çabalamaya, yardımlaşmaya, vakıflara, daha fazla sosyal sorumluluk projelerine ihtiyacımız var. O çocukların da okumaya… Ancak böyle düzelecek her şey…