Yazılımlar, Hem Hayatımızı Hem Şirketlerimizi Kontrol Ediyor

Yazar:
CPM Blog
Tarih:
19.04.2018

“ASKON Genel Başkan Yrd. ve Ar-Ge Başkanı Sıtkı Abdullahoğlu’nun kaleminden, yazılımların stratejik önemine dair kritik uyarılar.”

“ASKON Genel Başkan Yrd. ve Ar-Ge Başkanı Sıtkı Abdullahoğlu’nun kaleminden, yazılımların stratejik önemine dair kritik uyarılar.”

Dijital çağın doğal bir yansıması olarak yazılım gerçeği, hayatımızın çok önemli bir parçası hâline geldi. Yazılımlar ve mobil uygulamalar, hayatımızı kuşatmış durumda. Üstelik günlük hayatın ritmi içinde çoğu zaman bunun farkında bile olmayız. Oysa markette kullandığımız kredi kartı ya da şehir hatlarında kullandığımız biniş kartı, elimize tutuşturulan herhangi bir fatura, arabamızla dolaşırken bizi izleyen MOBESE sistemleri veya herhangi bir otoparka girdiğimizde yapılan kayıt bir yazılım ürünüdür. Aynı şekilde cep telefonları ve uygulamaları da yazılımlar sayesinde geliştirilmekte ve mütemadiyen hayatımızı kontrol etmektedir.

Onlar aracılığı ile hiç bilmediğimiz bir kısım merkezlere kendimizi bağlıyor ve sürekli bilgi akışı sağlıyoruz. Üstelik bütün bunlar görüntülü de olabiliyor.

Yani kısaca yazılım, en makro düzeyden en mikro düzeye kadar küresel anlamda tüm evreni büyük bir karmaşa ve bir o kadar da korkunç boyutta kontrollü bir ağ içerisine hapsetmiştir.

Önümüze bir dünya haritası alsak ve orada tüm kara yolları, deniz yolları, demir yolları, hava yolları uzay araçlarının yolları işaretli olsa, hatta şimdilerde dronelar da havada önemli bir yer işgal ediyorlar, onların da yolları işaretli olsa, nasıl bir manzara ile karşı karşıya kalırız bir düşünün? Âdeta tüm dünya, üst üste birkaç örümcek ağıyla sarmalanmış bir görüntü önümüze çıkmış olur.

Bunların belki on katını da düşüne bilirsiniz. Böyle bir ağ düzeniyle artık dünya birbirine bağlanmış bilgi otoyolları ile çepeçevre kuşatılmıştır. Bunların tamamı yazılımlarla sağlanmış ve yine tamamı yazılımlar aracılığı ile yönetilmeye devam etmektedir.

Hâlen dünyada tüm finansal sistemler, bankacılık sistemleri, ulaşım, iletişim sistemleri ve özellikle güvenlikle ilgili sistemler, ayrıca silah sistemleri, tamamen yazılımlar aracılığı ile varlığını sürdürmektedirler.

Dünya böyle bir noktaya gelince ister istemez onunla ilgili pek çok yan sektör ve yine konuyla ilgili yığınla suç alanı ve dolayısıyla kanunlar, mevzuatlar ve yasak ilişkiler de devreye girmektedir. İlk defa Hacker diye bir kavram, dijital çağ döneminde literatüre girmiştir. Yazılımların güvenlik duvarlarını kıran ya da aşan kanunsuz insanlara verilen isimdir hacker.

Bu hacker konusu da meraklı, maceracı bir kısım insanların özellikle gençlerin ilgi alanı oldu. Yeryüzünün en güçlü sistemlerini aşmak ve oraların yapılarını çökertmek bazı kişilerin özel zevki hâline geldi. FBI’dan CIA’ye, Pentagon’dan BM’ye, Dünya Bankası’ndan AB kurumlarına varıncaya kadar kırılmadık sistem, aşılmadık güvenlik duvarı kalmadı.

Hiç şüphesiz hemen ardından büyük bir onarım hamlesi ve kanunî takipler başlamakta...

Peki durum böyle olunca düşmanlıklar bu kanaldan devreye girmez mi? Bu alanlar kullanılarak karşı tarafa zarar vermek ya da istihbarat faaliyeti yapmak söz konusu olmaz mı? Elbette olur! En önemli meselelerden bir tanesi de bu konudur husustur.

Bu sistemlerin bu kadar yoğun ve iç içe geçmiş hâlleri, bilgi toplamak için de bulunmaz bir fırsat oluyor. Yazılımlar aracılığı ile arzu edilen bilgiler, kolayca toplanıyor ve gerektiği yerde kullanıma hazır hâle getiriliyor.

Örnek olması açısından ifade etmek gerekirse, meselâ bir Mercedes marka arabanız var ve çalındı. Siz Almanya’da merkeze ulaşıyorsunuz ve arabanızın yerini tespit ettiriyorsunuz, arabanızın motorunu kilitletip iptal konumuna getirtebiliyorsunuz. Ya da arabanızın kapıları kilitlendi ve anahtarlarınıza ulaşma imkânınız yok. Yine aynı merkezden arabanızı açtırabiliyorsunuz.

Bu işleri bu şekilde yapanlar, bu yazılımları aynı zamanda güvenlik meselesinde de kullanıyorlar. Günümüzde orduların kullandığı silahların çok önemli bir kısmı, yazılım aracılığı ile çalışıyor. Ancak yazılımların stratejik boyutları, kullanıcı her ülkeye teslim edilmiyor. Yani kendisine karşı ya da müttefiki olan ülkeye karşı kullanmaya kalkarsanız sizi derhal bloke ediyorlar. Yüz milyonlarca dolarlık yatırımınız en kritik zamanda işe yaramaz hale dönüşebiliyor.

Bu yüzden yazılımın yerli olması gibi son derece kritik bir konu, her zaman gündem de oluyor. Üretemediğiniz silahların yazılımlarını nasıl yapacaksınız. Ülkemizde yazılımla uğraşan ASELSAN mühendislerinin intihar görümündeki cinayetlerinin bu açıdan tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir.

Benzer bir durumun özel şirketlerde de aynen geçerli olduğunu bilmek de fayda var. Şirketlerin bilgilerinin yazılımlar üzerinden saklandığı, iletildiği ve işlendiği bilinen bir gerçektir. O yazılımların, istenmeyen insanların, ülkelerin veya şirketlerin eline geçmesi aslında çok kolaydır. Bunu önlemenin yolu da yine güvenli yazılımdan geçmektedir.

Güvenli yazılım için de birinci kriter herhâlde yerli ve milli olmasıdır. Bugün artık her bilgi stratejiktir. Sadece güvenlikle ilgili konular değil. Tapu kayıtlarından, nüfus kayıtlarına varıncaya kadar her bilgi stratejiktir ve kötü niyetli insanların elinde silaha dönüşebilir.

Bu yüzden yerli yazılımlara özen göstermek ve konuya yüksek düzeyde bir hassasiyet oluşturmak hem kamu yöneticileri, hem de özel sektör yöneticileri için fevkalade önemli bir husus olarak ortaya çıkmaktadır.

SITKI ABDULLAHOĞLU ASKON Genel Başkan Yardımcısı Ar-Ge Bşk.

Arşiv