Yurdumuzda kaç aile işletmesi üçüncü nesle kalmıştır? Ömrü üç, hatta dört nesli bulan aile işletmesi dünyada bile pek fazla yoktur. Aile işletmeleri 1-2 nesilden sonra çoğunlukla ya kapanır ya da el değiştirir. Bu durumun birçok sebebi vardır:

  •  İnsana bağımlılık (Bir veya birkaç kişiye bağımlılık)
  •  Liderlik yapamamak ve insan yetiştirememek
  •  Gelen nesilleri, sadece patron çocuğu veya torunu diyerek direkt yönetici olarak tayin etmek
  •  Başta organizasyon olmak üzere sistem kurmamak, hatta adeta sistemli olmaktan kaçmak
  •  Görece küçük bir işletmenin girdisine, çıktısına, mali durumuna hâkim olmak kolayken büyüyen bir işletmede bunun giderek zorlaşması ve hakimiyetin azalması
  •  Ciro sihrine kapılıp, oto finansman veya öz sermaye dışında yabancı sermaye ihtiyacını artırmak

İnsana Bağımlılık

Pek çok aile şirketinde büyük patron satın almadan satışa, üretimden depolamaya her işten haberdar olmak ve tüm yetkileri kendisinde toplamak ister. Bazı işletmelerde ise adı konmamış bir organizasyon ile, patron ve onun sağ kolu denebilecek birkaç kişi en yatkın oldukları görevlere atanırlar. Bu senaryo göreceli olarak iyi bir senaryodur. Fakat bu görevler şirket büyüdükçe, cirolar arttıkça ağırlaşır ve dışarıdan eleman alma ihtiyacı doğar. Ama çoğu zaman dışarıdan gelen elemanlara yeteri kadar görev veya yetki verilmez. Güven eksikliğinden, kibirden veya insan beğenmemekten delege edilmeyen görevler, küçüklü büyüklü hataları doğurmaya başlar. Oysa yükü çeken kişi ya da birkaç kişi, görevlerini iş göreceli olarak küçükken ve peyderpey devretseler bu sıkıntılar olmaz.

Liderlik Yapmamak ve İnsan Yetiştirmemek

İnsana bağımlılık ve işleri altından kalkamayacak duruma gelmeden devretmeyi istememek aynı zamanda bir liderlik sorununu da akla getirir. Liderlik amigoluk değildir. İnsanları dinlemeden, anlamadan, sadece onları zorlamak sureti ile işe koşmak asla değildir. Kendini beğenmek, ama başka akılları hiç beğenmemek de değildir. Liderlik, insan yetiştirmek, insanları motive ederek, iç- tenlikle ve kafalarını da kullanarak çalıştırabilmektir. Eğitmemek, öğretmemek, sadece uyarmak ve hatta “fırça atmak” suretiyle yönetmeye çalışan patronlar ne yazık ki kötü yoldadır. Onların işletmelerini sadece şans eseri karşılarına çıkanlar, o da geçici bir süre için ayakta tutabilir.

Gelen Nesilleri Direkt Yönetici Tayin Etmek

Yöneticilik hele hele patronluk babadan oğula/kıza geçen bir özellik değildir. Günümüzün hızla değişen ve yönetim denen bilimler manzumesini iyi bilmeyi gerektiren dünyasında, sadece oğlum, kızım veya yakın akrabam diyerek birini işlerin başına getirmek ciddi hatalardan biridir. Evlat veya akrabanın, girişimciliği, yönetim bilgisi, özellikle de liderlik bilgi ve becerisi yoksa elbette işler terse döner ve işletme önce duraklar, sonra da küçülür ve yok olabilir. Çok sayıda evlat varsa, en azından bu evlatlar içerisinde dışa dönük, girişimci, iletişimi yüksek ve iş bitirici “A” tipi olanların seçilmesi ve onların yönetim bilimini de öğrenerek işlerin başına geçirilmesi bir yol olabilir. Ancak, geleceğin bu patronlarının ciddi ve uzun bir oryantasyon sürecinden geçirilmeleri de gerek şartlardandır. SPOT: Henüz 10-15 kişilik küçük bir işletmeyken sisteme kavuşturulan firmalar geleceğe güvenle bakar.

Sistem Kurmamak

Aile işletmelerinin yarına kalamayışlarının en önemli sebeplerinden biri de sistemli olmamak, işletmelerin alt yapısını oluşturacak sistemleri kurmamak, bazen kurulsa bile uymamaktır. İşletmelerin mümkünse 10-15 kişilik küçük bir işletmeyken sisteme kavuşturulmaları onları yarına ulaştıracak önemli bir uygulamadır. Eğitim, liderlik, oryantasyon gibi kavramlar da sistemli işletmelerin bildiği kavramlardı

  • En önemli sistem, bilimsel organizasyon kuralları gözetilerek yapılmış ve işletmenin hiç değilse gelecek 5 yıllık büyümesini dikkate alarak dizayn edilmiş bir organizasyon sistemidir. Bu sistemi de sürekli güncel tutmak gerekir.
  • Önemli bir başka sistem de çalışanların performanslarını takip etmeye ve değerlendirmeye yönelik performans değerlendirme sistemleridir. Bir işletme en azından bu iki sisteme sahip olmalıdır. Kurumsal olmanın temeli bu sistemleri doğru kurmak ve yaşatmaktır.
  • Nihayet entegre bir bilgi akış sistemi de (ERP) işletmelerin yaşamına destek olur. ERP Sistemleri yöneticilerin daha doğru karar vermelerini sağlar, kâr ve kârlılığın nereye doğru gittiğini gösterir.

Büyüyen İşletmelerde Hakimiyeti Yitirmek

Bu durum “Entegre Bilgi Akış Sistemi” yani ERP konusu ile doğrudan ilişkilidir. Başta patronlar ve yöneticiler, başarılı olmak için işletmelerinin nereden gelip nereye gittiğini ve anlık olarak ne durumda olduğunu bilmelidir. “Stratejik Kararlar” ne kadar çok ve doğru bilgi ile alınırsa sonuç o kadar güzeldir. Peterson’un da dediği gibi “Bir yöneticinin değeri ve etkinliği, verdiği kararların doğruluğu ile orantılıdır.” Plan yapmak, hedefe ulaşmak için, kimler, nerede, nasıl, hangi kaynakları kullanarak, ne yapacaklar konusunda yazılı hazırlık yapmaktır. Doğru bir planlama doğru bilgi ile, işletme kaynaklarının ziyan edilmeden yapılmasını sağlar. İşletme Kaynak Planlaması olarak bilinen ERP Sistemleri, bir işletmede her birimin kaynakları ne kadar verimli kullandığını gösterir ve işletmenin genel başarı- sı hakkında hızla bilgi verir. Bu anlamda üretimin, firelerin, varsa diğer kayıpların, stokların, ciro ve tahsilatın durumunun ne olduğu bir patron ve yönetici tarafından ne kadar hızlı ve doğru olarak takip edilebiliyorsa doğru karar vermek de planlama da sonuç olarak hedeflenen noktaya ulaşarak başarılı olmak da o kadar kolay olacaktır. İşletmelerin yapabileceği en iyi ve en önemli yatırım, sağlam, entegre, esnek ve fakat güvenilir bir ERP sistemi kurma yatırımıdır. Ölçebileceklerimizi ölçmez, tartabileceklerimizi tartmaz, sayabileceklerimizi saymaz veya bunları iş işten geçtikten sonra ve doğruluğu da şaibeli olarak yaparsak, doğru kararlar vermek zorlaşır. İşletmeler doğru planlama yapamaz, kontrol edemez, kısaca YÖNETİLEMEZ duruma düşebilir. Doğru yönetilmeyen işletmeler ise küçülür ve maalesef yok olabilir…

Yabancı Sermaye İhtiyacını Arttırmak

“Çok hızlı büyüdük” patronların çok sık kullandığı ve doğal olarak övünme payı da buldukları bir cümledir. Ancak hızlı büyüme, kâr ve kârlılığı tehlikeye düşürmeye başladığı anda ciddi sorunlar yaratır. Kısaltılamayan vadeler, çeşit bolluğu ve/veya takipsizlik nedeni ile şişen stoklar, işletmeyi tehlikeye atarak kârlılığı hızla azaltabilir. Çare ya kârlı ve daha az satış yapmak ya da ev, arsa, kısaca özel varlığı satıp, öz sermaye olarak işletmeye katmaktır. Kısaca, oto finansman veya öz sermaye eklemesi olmadan artan ciro, borçların artmasına, borçların artması, artan faiz yükü ve diğer riskli belirsizliklere, tüm bunlar da işletmenin hayatiyetine tehlike teşkil eder. Saydığım konulara özen ve dikkat gösteren işletmeler nesiller boyu yaşayabilir.